Ana Menü
Hoşgeldiniz
Kullanıcı Adı:

Parola:




Beni hatırla

[ ]
[ ]
[ ]
Son Ziyaretçiler
  • %52
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 0 gün, 17 saat, 21 dk., 41 sn. önce ]
  • boydolbuy
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 0 gün, 23 saat, 31 dk., 12 sn. önce ]
  • avarekadın
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 1 saat, 12 dk., 6 sn. önce ]
  • sinan
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 17 saat, 41 dk., 17 sn. önce ]
  • buse
    [ 0 yıl, 0 ay, 1 hafta, 2 gün, 1 saat, 9 dk., 21 sn. önce ]
  • kar
    [ 0 yıl, 0 ay, 1 hafta, 6 gün, 19 saat, 12 dk., 14 sn. önce ]
  • CemC
    [ 0 yıl, 0 ay, 2 hafta, 5 gün, 5 saat, 58 dk., 36 sn. önce ]
  • çağdaş
    [ 0 yıl, 0 ay, 2 hafta, 5 gün, 14 saat, 8 dk., 36 sn. önce ]
  • FARAKLİT
    [ 0 yıl, 0 ay, 3 hafta, 0 gün, 8 saat, 52 dk., 55 sn. önce ]
  • düşünen hayvan
    [ 0 yıl, 0 ay, 3 hafta, 3 gün, 18 saat, 43 dk., 31 sn. önce ]
Ara Hayvan Özgürlüğü
Bu ay için etkinlik yok.

PPSÇPCC



1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930

Chatbox
Yorum gönderebilmek için üye olmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olmak için buraya tıklayın



xpltest
07 Jun : 22:25



chaos
28 Aug : 01:31
Dostum ben somadayım.Ve burada duyarlı bir arkadaş çevremiz var.Birgün toplanıp orada birşeyler yapalım...


hayat35
05 Apr : 18:59
Burası İZMİRİN KINIK İLÇESİNİN POYRACIK BELDESİ....

Burası HAYVAN KATLİAMLARININ yapıldığı yer.....Sokak köpeklerinin kulakları burda kesiliyor,burada köpekler sopalarla dövülerek öldürülüyor,burada boyunlarına ip takılıp asılarak bıçakla karınları deşiliyor....Hayvan katliamları burada yapılıyor...Poyracık belediyesi insanların yaptıkları işkencelere katılıp zehirlemeyi tercih eden bir belediye....burada veteriner yok burada vicdan sahibi insanlar azınlıkta..inanın artık buraya bir el uzatın...dayanacak gücümüz kalmadı....


hayat35
04 Apr : 23:40
EDA hanım izmir de sivil olarak çalışan haytap kordinatörü funda hanım -email-) adresinden kendisine ulaşabilirsiniz..umarım yardımcı olmuşumdur...


eda
02 Apr : 23:37
merhaba arkdaşlar izmirde hayvan haklarıyla ilgili yasal bir dernek varmı ?sivil olarak çalışan ?ama sosyete işi yapılanlardan bahsetmiyorum siteye yeni üye oldum bilgilendiren olursa memnun olurum


sinan
05 Feb : 09:35
DUYURU!
"Foruma Son Eklenenler" menüsünde problem yaşandığı için, o menü kaldırılmıştır. Foruma, ana sayfanın en üstündeki linkten ulaşabilirsiniz.


sinan
14 Jan : 22:39
bugün 129 kişi ziyaret etmiş sitemizi tarihi bir gün


dumrul
13 Jan : 01:09



dumrul
13 Jan : 01:09
ya ben ya ben :S


sinan
11 Jan : 17:50
selam kardeşim. lakin beni bu işlere bulaştıran (gönül gözümü açan da diyebiliriz:) kişi olarak kayboldun gittin başka alemlere... bulaşmanı ve hiç çıkmamanı dileriz


Çevrimiçi
Ziyaretçiler: 8
Üyeler: 0
Bu sayfada: 2
Üyeler: 243, En Yeni: buse
Sayaç
Bu sayfa bugün ...
toplam: 24
tek: 20

Bu sayfa genel ...
toplam: 39446
tek: 22086

Site ...
toplam: 61494
tek: 27342
21. YÜZYIL DEVRİMİ
CemC, Sunday 06 June 2010 - 09:18:35 // yorum:0

21. YY DEVRİMİ

Steve Best



Arkadaşlarım, özgürlük, haklar, demokrasi, merhamet etiği, barış, türler arası adalet ve ekoloji adına girişilen mücadelede bir çok başarı kazanıyoruz.

Ama savaşı kaybediyoruz.



Hırs, şiddet, çıkar, tahakküm ve talan karşı yapılan savaşı. Uluslar arası şirketlere, dünya bankalarına, ABD İmparatorluğuna, Batı’nın askeri makinelerine karşı olan savaşı. Ekonomik büyüme, teknolojik gelişmeler, aşırı üretim ve aşırı tüketimin hastalık gibi çoğalm yayılmasına karşı olan savaşı.

Son 30-40 senede yoğun ekolojik ve toplumsal mücadeleler olmasına rağmen demokrasi ve ekoloji savaşında gücümüzü kaybediyoruz.

Son 20 yıl içerisinde neoliberalizm ve küreselleşme olguları toplumsal demokrasileri yok etti, zengin ve yoksul arasındaki uçurumları daha da çoğalttı, çiftçileri işsiz bıraktı ve bütün dünyayı bir pazar haline çevirdi. O eski tip emperyalizm ve kaynak elde etme biçimleri yerine artık insanlar genetik mühendislikle, biyokorsanlıkla, gen patentiyle ve tohum tedarikinin kontrolüyle karşı karşıya. McDonaldslaştırma sonucunda tarım işi dünya çiftçilerinin çabalarını yoke diyor. Şirket iktidarı insanlar küçüldükçe daha da büyüyor.

Ekolojik çöküşün işaretlerini azalan ormanlardan balık sahalarının yok olmasına, artık yok olmak üzere olan yabandan yükselen deniz seviyelerine dek bir çok yerde görebiliyoruz. Tarih boyunca toplumlar yerel çevrelerini yok etmiştir, ancak son 20 yılda insanlık gezegenin ekolojik dengesini küresel iklim değişikliğine sebep olacak denli zorlamış durumda. Dahası, gezegenin tarihindeki 6. Yok oluş krizi döneminde yaşıyoruz, sonuncusu bundan 65 milyon yıl önce dinozorlar döneminde olmuştu. Son beşinden farklı olarak bu sonucusu insan eylemlerinin sonucu meydana gelmek züere; bizler dünyaya çarpan meteor gibiyiz. Doğal kaynakları koruma biyologları önümüzdeki 20-30 sene içerisinde dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin üçte birinin ya da yarısının yok olabileceğini öngörüyor.

Küresel kapitalist sistem insanlara, hayvanlara ve doğaya zarar veriyor. Sürdürülebilir olması imkansızdır, ve 300 senelik endüstrileşmenin faturası kesilmektedir artık. İnsanileştirilemez, medeni bir hale getirilemez ya da yeşilci bir hal alması sağlanamaz, artık bütün katmanlarda gücü yetecek bir devrimle dönüşmesi gerekiyor- ekonomik, politik, yasal, kültürel, teknolojik, ahlaki ve kavramsal katmanlar söz konusu.

Son otuz senede çevreciliğin toplumsal adalet olmadan gerçekleşemeyeceği ve toplumsal adaletin de çevrecilik olmadan başarılı olmayacağına dair giderek çoğalan bir farkındalık söz konusu. Özellikle bu durumun ABD’de EarthFirst! Hareketinde, kereste çalışanlarında, Zapatista platformunda ve 1999 Seattle ayaklanmasında görmek mümkün.

Ancak birşeyler eksik sanki, buradaki denklemde bir eksiklik var, strateji bir türlü işlemiyor. Bir türün çıkarları ortaya konurken milyonlarca diğer tür üyesinin çıkarı sırf insanlar onları kullanacak diye görmezden geliniyor. Ancak son otuz yıl içerisinde yeni bir toplumsak hareket ortaya çıktı- hayvan özgürlüğü hareketi. Gücü ve potansiyeli henüz anlaşılamadı ama 21 .yy politikası içerisinde eşit bir temsiliyeti hakediyor gerçekten.

Barış, adalet, demokrasi ve ekoloji uğruna mücadele eden ilerici insanlar hayvan özgürlüğü hareketinin geçerliliğini ve bu harekete olan gereksinimi iki sebep dolayısıyla tanımalılar. Öncelikle ahlaki bir açısından hayvanların maruz bırakıldığı zulüm, sömürü ve acı o kadar büyük o kadar yoğundur ki merhamet, adalet, hak sahibi olmak ve şiddet karşıtlığı gibi talepleri olan herkesten politik bir tepkiyi haketmektedir. Her yıl 70 milyar kara ve deniz hayvanı gıda olmak üzere öldürülüyor; milyonlarcası deney laboratuarlarında, kürk çiftliklerinde ya da av alanlarında ve sayısız diğer öldürme alanlarında yok ediliyorlar. İkinci olarak, stratejik bir anlamda hayvan özgürlüğü hareketi insan ve hayvan özgürlüğü hareketleri için olmazsa olmaz bir konumdadır. Bir çok temel noktada insanların hayvanları tahakküm altına almış olması insanın insana tahakkümünün altında yatan gerçektir, ayrıca bu çevre krizini büyüten bir gerçektir de aynı zamanda. Dahası, hayvan özgürlüğü hareketi günümüzün en hızlı ve dinamik şekilde büyüyen ve diğer özgürlük hareketlerinin görmezden geldiği, aşağıladığı ve basit gördüğü bir toplumsal harekettir.

Artık insan, hayvan ve dünya özgürlük hareketlerinin birbirilerine bağlı olduğu ve birisi özgür olmadan diğerlerinin de özgür olamayacağı biliniyor. Bu yeni bir öngörü değil, aslında bu bugüne dek kaybedilmiş bir hakikat ve bilgeliğin geri dönüşü. 2500 önce şu sözleri söylene Batılı filozof Pisagor’u hatırlayın: “insanlar hayvanları öldürdükçe bir birlerini öldürmeye devamedecek. Gerçekten de cinayet ve ızdırap tohumları ekenler neşe ve sevgi biçemezler.”

Moral bozucu bir hakikate lazer ışını gibi odaklanmaya ihtiyacımız var: dünya çapında çevreci ve hayvan haklarını savunan hareketlerin son 40 senede elde ettiği kazanımlara rağmen biyoçeşitliliği kurtarmak, yağmur ormanlarının, yüzey toprağının, mercan kayalıklarının yok edilişini yavaşlatmak ya da buna son vermek; giderek daha da kötü bir hal alan kaynak savaşlarını önlemek; hayvanlara karşı yürütülen gaddar soykırıma son vermek; politikalar ve eylemler bir yana zihinlerimizde iklim değişikliği felaketinin kavramak anlamında yürütülen mücadele kaybediliyor.

Durumun aciliyeti krizin şiddetine uygun olarak artıyor. Kurumlar aracılığıyla yapılması istenen yasal değişiklikler, ılımlılık politikaları, taviz verme ve işi ağırdan alma tarzındaki tavırların yetersizliği alenen görülebilir; çünkü bir çok insan artık daha radikal değişim taktiklerine doğru yöneliyor. Şu andaki konunumuzda “aklı selimlik” ya da “ılımlı olmak” gibi tavırlar tamamen mantık dışı ve kabul edilemez olarak görülüyor, çünkü gerekli ve uygun olan eylemlerin ancak “aşırı” ve “radikal” eylemler olduğu göze çarpıyor.

Atina’dan Paris’e ve Brezilya’ya artık bildiğimiz anlamda politikanın bir işe yaramayacağına dair bir idrak artışı görülüyor. Eğer yeni mücadele biçimleri, yeni sosyal hareketler ve yeni duyarlılıklar icat etmek yerine onların kurallarıyla oynarsak her seferinde kaybetmeye mahkumuz. Dünyayı savunmak için kesin ve kati eylemler gerekiyor: yollar tıkanmalı ,ağlar kesilmeli, kafesler boşaltılmalı. Ancak bunlar tepkisel ve anlık ölçüler oluyor, bunlara ek olarak radikal hareketler ve ittifakların insanlık, hayvanlar ve dünya adına topyekün özgürlük uğruna mücadele birliği yapması gerekiyor.

Çeviri:CemC