Ana Menü
Hoşgeldiniz
Son Ziyaretçiler
- %52
[ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 0 gün, 17 saat, 44 dk., 9 sn. önce ] - boydolbuy
[ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 0 gün, 23 saat, 53 dk., 40 sn. önce ] - avarekadın
[ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 1 saat, 34 dk., 34 sn. önce ] - sinan
[ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 18 saat, 3 dk., 45 sn. önce ] - buse
[ 0 yıl, 0 ay, 1 hafta, 2 gün, 1 saat, 31 dk., 49 sn. önce ] - kar
[ 0 yıl, 0 ay, 1 hafta, 6 gün, 19 saat, 34 dk., 42 sn. önce ] - CemC
[ 0 yıl, 0 ay, 2 hafta, 5 gün, 6 saat, 21 dk., 4 sn. önce ] - çağdaş
[ 0 yıl, 0 ay, 2 hafta, 5 gün, 14 saat, 31 dk., 4 sn. önce ] - FARAKLİT
[ 0 yıl, 0 ay, 3 hafta, 0 gün, 9 saat, 15 dk., 23 sn. önce ] - düşünen hayvan
[ 0 yıl, 0 ay, 3 hafta, 3 gün, 19 saat, 5 dk., 59 sn. önce ]
Ara Hayvan Özgürlüğü
Chatbox
Yorum gönderebilmek için üye olmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olmak için buraya tıklayın
xpltest
07 Jun : 22:25
chaos
28 Aug : 01:31
Dostum ben somadayım.Ve burada duyarlı bir arkadaş çevremiz var.Birgün toplanıp orada birşeyler yapalım...
hayat35
05 Apr : 18:59
Burası İZMİRİN KINIK İLÇESİNİN POYRACIK BELDESİ....Burası HAYVAN KATLİAMLARININ yapıldığı yer.....Sokak köpeklerinin kulakları burda kesiliyor,burada köpekler sopalarla dövülerek öldürülüyor,burada boyunlarına ip takılıp asılarak bıçakla karınları deşiliyor....Hayvan katliamları burada yapılıyor...Poyracık belediyesi insanların yaptıkları işkencelere katılıp zehirlemeyi tercih eden bir belediye....burada veteriner yok burada vicdan sahibi insanlar azınlıkta..inanın artık buraya bir el uzatın...dayanacak gücümüz kalmadı....
hayat35
04 Apr : 23:40
EDA hanım izmir de sivil olarak çalışan haytap kordinatörü funda hanım -email-) adresinden kendisine ulaşabilirsiniz..umarım yardımcı olmuşumdur...
eda
02 Apr : 23:37
merhaba arkdaşlar izmirde hayvan haklarıyla ilgili yasal bir dernek varmı ?sivil olarak çalışan ?ama sosyete işi yapılanlardan bahsetmiyorum siteye yeni üye oldum bilgilendiren olursa memnun olurum
sinan
05 Feb : 09:35
DUYURU!"Foruma Son Eklenenler" menüsünde problem yaşandığı için, o menü kaldırılmıştır. Foruma, ana sayfanın en üstündeki linkten ulaşabilirsiniz.
sinan
14 Jan : 22:39
bugün 129 kişi ziyaret etmiş sitemizi
tarihi bir gün
dumrul
13 Jan : 01:09
dumrul
13 Jan : 01:09
ya ben ya ben :S
sinan
11 Jan : 17:50
selam kardeşim. lakin beni bu işlere bulaştıran (gönül gözümü açan da diyebiliriz:) kişi olarak kayboldun gittin başka alemlere... bulaşmanı ve hiç çıkmamanı dileriz
Tüm mesajları göster (108)
Çevrimiçi
Sayaç
Bu sayfa bugün ...
toplam: 26
tek: 22
Bu sayfa genel ...
toplam: 39448
tek: 22088
Site ...
toplam: 61496
tek: 27344
toplam: 26
tek: 22
Bu sayfa genel ...
toplam: 39448
tek: 22088
Site ...
toplam: 61496
tek: 27344
Radikal Köle Karşıtlığı Manifestosu: Her Ne Şekilde Olursa Olsun Özgürlük !-1.Bölüm
Steve Best'in son yazısı oldukça ilgi çekti. Artık hayvan özgürlüğü konusunda düşünen insanlar sitelerde bu yazının öncülüğünde daha net ve daha sert bir tavır alacağını düşünüyorlar.Bu yazı hayvan özgürlüğünün nasıl bir şekil alacağına dair net çizgiler çekerken gary Francione ve sözde hayvan özgürlüğünü savunurken hayvan endüstrilerine yalakalık yapan kuruluşların ve refahçı yaklaşımların da gerçekte neye ve kime hizmet ettiğini de çok güzel ortaya koyuyor. Yazının devamı bir engel çıkmazsa pazar günü...:)
Radikal Köle Karşıtlığı Manifestosu: Her Ne Şekilde Olursa Olsun Özgürlük !
13Kasım 2009
Steve Best
I.
Hayvanları Savunma Hareketi artık ya öleceği ya da yapması gerekeni yapacağı bir dönüm noktasında bulunuyor. 1980lerin başlarında yeni bir hayvan hakları hareketi potansiyelleriyle dopdolu bir biçimde parıldıyordu; birkaç sene içerisinde bu ışık yozlaşma, oportünizm ve bürokrasinin samimi bir değişim vaadinin içini boşalttığı bir şekil aldı. Evrim geçirdikçe PETA ve diğer gruplar, HSUS (ABD İnsancıl Topluluğu)’na özenerek dev şirket canavarları ve ana akım makinelerine dönüştüler. Taviz verir bir şekilde hayvan hakları grupları sürüp giden hayvan kırımını yok etmek yerine onu düzenlemek amacıyla sömürü endüstrileriyle beraber çalıştılar.
Örneğin son on yıl içerisinde PETA McDonalds’ı, Burger King’i ve KFC’yi kafes boyutlarını büyütmek ve “daha az zulüm içeren ve daha fazla kazanç sağlayan” kesim metodları uygulamaları konusunda zorladı, aynı anda HSUS yoğun şekilde “insancıl et” ve “kafesten elde edilmeyen yumurtalar” konusunda kampanyalar yapıyordu. Bu gruplar nihai anlamda sömürenlerin çıkarlarına hizmet edip genel anlamda kapitalist prensipleri baş tacı ediyordu. Ancak 1980lerde PETA’nın ciddi bir kuruluş olarak başlayıp ALF’i savunmaya devam etmesine rağmen HSUS 1954’teki kuruluşundan bu yana bürokratik bir refahçı grup olmuştur ve taviz vermeden ALF’i kınamaya devam edip vejetaryenliğe bile destek vermekten uzak durarak etçil kültürü yüceltmektedir.
Endüstride ya da hayvanları savunma kamplarında hala şüpheleri olan vardır diye HSUS Başkanı ve CEO’su Wayne Pacelle’in 2009 Temmuz’unda Agritalk radyo’daki bir röportajda söylediklerini yazmam gerek. Pacelle röportajda resmen özel hayatında vegan olduğu için özür dileyerek etin, dirikesimin, avcılığın, hayvanat bahçelerinin ve sirk endüstrilerinin HSUS’tan korkmalarını gerektirecek hiçbir sebep olmadığını; çünkü amaçlarının bu kurum ve kuruluşların çalışmalarını sona erdirmek değil sadece “hayvanlara karşı nezaket ve merhamet”göstermeyi savunmak olduğunu söyledi.
II.
Bürokratik “refahçılığın” bu sefil reformistliği ve oportünistliğine doğrudan bir tepki olarak, hayvanları savunmayı hedefleyen yeni bir hareket doğdu; ama bu hareket refahçılığın değil, hayvan hakları mücadelesinin altını çiziyordu; düzenlemeler yerine hayvan köleciliğinin tamamen sona erdirilmesini talep ediyordu; “insancıl” bir şekilde elde edilmiş hayvan ürünlerinin değil, veganizmin altını çiziyordu. Belli bir dereceye kadar bu yeni kölelik karşıtı hareket Rutgers Üniversitesi Hukuk profesörü Gary Francione’ın çalışmalarıyla tanımlanıp şekil almıştır. 1990lardan itibaren Francione hayvan hakları terimini kullanıp refahçı politikalar güden yeni refahçıların sahtekarlığını ifşa etti. Francione’a göre bu politikalar tutarsız olup hak kavramının içini boşaltır; her ne şekilde olursa olsun “refahçılık”, endüstrilerin yararına çalışır; refahçılık, türcülüğü ve hayvanların korkunç sömürü sistemleri içerisindeki durumunu ortadan kaldırmaktansa bu durumu daha da kötü bir hale sokar.
Francione şirket reformizminden kaynaklı hoşnutsuzluğa bir şekil verdi, ayrıca giderek büyüyen bir vegan kölelik karşıtı hareketin kıvılcımını ateşledi. Daha doğrusu, aslında Donald Watson tarafından 1944 yılında başlatılan ve ABD ve İngiltere’deki vegan topluluklar tarafından sürdürülen bir vegan hareketine yeniden hayat verdi. Bu toplumlar Watson’ın veganizmle alakalı geniş ve politik vizyonuna sahip çıktılar, Watson için veganizm sadece bir beslenme biçimi değildi, hayvanların sömürüsüne dayalı kölelik sisteminin tamamen kaldırılmasına dair etik , politik ve gerçekten de bütün baskı sistemlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir adanmaydı. Francione eski pasifist Jainizm ile Watson’ın vegan bakış açısını birleştirdi, böylece hayvan hakları felsefesi sistematik olarak ilk kez 1983 yılında Tom Regan tarafından geliştirildi, Regan pasifist vegan kölelik karşıtlığını matriksine bu etkileri de karıştırmış oldu.
Francione, veganizmi kendisi icat etmiş gibi davranıyor, ve Roger Yates gibi yalakalar hakiki bir hayvan hakları hareketinin aslında 1996’da Francione’ın eserinin giderek artan etkisiyle başladığını söylüyorlar. Ancak Francione daha çok Watson’ın orijinal öğretilerine geri dönüp gıda seçimleriyle hayvanlarla alakalı ahlaki bağlantıları birbirine bağlayan etik bir vizyondan uzak, bütün baskı ve sömürü çeşitlerine karşı çalışmak uğrunda tutarlı bir politik bağlılıktan mahrum bir tavır ortaya koymuştur. Türcülüğe yönelik kölelik karşıtı yaklaşımlar on dokuzuncu yüzyılda feminist dirikesim karşıtlarıyla başladı, Watson ve yavaş yavaş ortaya çıkan vegan topluluklar güçlenip 1960lardan günümüze dek İngiltere’de süren av sabote hareketleriyle canlılık kazanırken 1976 yılında Ronnie Lee, ALF’i kurduğu zaman tarihi anlamda büyük bir ilerleme kaydetmiş oldu.
Francione refahçılığa dair sert bir eleştiri ortaya koyup hayvan hakları felsefesini yeni bir seviyeye yükseltirken bir yandan da kendisinin politik bir vizyondan mahrum birisi olduğunu, insan nüfusunun %1’inden bile az bir kitle tarafından desteklenen bir hareketin marjinal konumunu ileriye götürebilecek bir kabiliyetten uzak olduğunu da kanıtlamıştır. Francione’ın dini, alakasız ve apolitik indirgemeleri açısından bakıldığında, vegan kölelik karşıtlığı hala kapitalizm ve dominant ideolojiler tarafından sürdürülen elit, beyaz , Avrupa merkezli tüketimci bir hayat tarzı olarak kalmaktadır. Dahası Francione bir çeşit cemaat gibi, Franciombeların oluşmasına sebep oldu, bu kişiler fundamentalist, sert , kavgaya düşkün , hem Tanrı’ya hem şeytana uşaklık eden, efendilerine ve onun düşmanca tavırlarına köle gibi bağlanmış kişilerdir, kendilerini eleştirenlere tepkileri son derece serttir.
Çeviri:CemC
Radikal Köle Karşıtlığı Manifestosu: Her Ne Şekilde Olursa Olsun Özgürlük !
13Kasım 2009
Steve Best
I.
Hayvanları Savunma Hareketi artık ya öleceği ya da yapması gerekeni yapacağı bir dönüm noktasında bulunuyor. 1980lerin başlarında yeni bir hayvan hakları hareketi potansiyelleriyle dopdolu bir biçimde parıldıyordu; birkaç sene içerisinde bu ışık yozlaşma, oportünizm ve bürokrasinin samimi bir değişim vaadinin içini boşalttığı bir şekil aldı. Evrim geçirdikçe PETA ve diğer gruplar, HSUS (ABD İnsancıl Topluluğu)’na özenerek dev şirket canavarları ve ana akım makinelerine dönüştüler. Taviz verir bir şekilde hayvan hakları grupları sürüp giden hayvan kırımını yok etmek yerine onu düzenlemek amacıyla sömürü endüstrileriyle beraber çalıştılar.
Örneğin son on yıl içerisinde PETA McDonalds’ı, Burger King’i ve KFC’yi kafes boyutlarını büyütmek ve “daha az zulüm içeren ve daha fazla kazanç sağlayan” kesim metodları uygulamaları konusunda zorladı, aynı anda HSUS yoğun şekilde “insancıl et” ve “kafesten elde edilmeyen yumurtalar” konusunda kampanyalar yapıyordu. Bu gruplar nihai anlamda sömürenlerin çıkarlarına hizmet edip genel anlamda kapitalist prensipleri baş tacı ediyordu. Ancak 1980lerde PETA’nın ciddi bir kuruluş olarak başlayıp ALF’i savunmaya devam etmesine rağmen HSUS 1954’teki kuruluşundan bu yana bürokratik bir refahçı grup olmuştur ve taviz vermeden ALF’i kınamaya devam edip vejetaryenliğe bile destek vermekten uzak durarak etçil kültürü yüceltmektedir.
Endüstride ya da hayvanları savunma kamplarında hala şüpheleri olan vardır diye HSUS Başkanı ve CEO’su Wayne Pacelle’in 2009 Temmuz’unda Agritalk radyo’daki bir röportajda söylediklerini yazmam gerek. Pacelle röportajda resmen özel hayatında vegan olduğu için özür dileyerek etin, dirikesimin, avcılığın, hayvanat bahçelerinin ve sirk endüstrilerinin HSUS’tan korkmalarını gerektirecek hiçbir sebep olmadığını; çünkü amaçlarının bu kurum ve kuruluşların çalışmalarını sona erdirmek değil sadece “hayvanlara karşı nezaket ve merhamet”göstermeyi savunmak olduğunu söyledi.
II.
Bürokratik “refahçılığın” bu sefil reformistliği ve oportünistliğine doğrudan bir tepki olarak, hayvanları savunmayı hedefleyen yeni bir hareket doğdu; ama bu hareket refahçılığın değil, hayvan hakları mücadelesinin altını çiziyordu; düzenlemeler yerine hayvan köleciliğinin tamamen sona erdirilmesini talep ediyordu; “insancıl” bir şekilde elde edilmiş hayvan ürünlerinin değil, veganizmin altını çiziyordu. Belli bir dereceye kadar bu yeni kölelik karşıtı hareket Rutgers Üniversitesi Hukuk profesörü Gary Francione’ın çalışmalarıyla tanımlanıp şekil almıştır. 1990lardan itibaren Francione hayvan hakları terimini kullanıp refahçı politikalar güden yeni refahçıların sahtekarlığını ifşa etti. Francione’a göre bu politikalar tutarsız olup hak kavramının içini boşaltır; her ne şekilde olursa olsun “refahçılık”, endüstrilerin yararına çalışır; refahçılık, türcülüğü ve hayvanların korkunç sömürü sistemleri içerisindeki durumunu ortadan kaldırmaktansa bu durumu daha da kötü bir hale sokar.
Francione şirket reformizminden kaynaklı hoşnutsuzluğa bir şekil verdi, ayrıca giderek büyüyen bir vegan kölelik karşıtı hareketin kıvılcımını ateşledi. Daha doğrusu, aslında Donald Watson tarafından 1944 yılında başlatılan ve ABD ve İngiltere’deki vegan topluluklar tarafından sürdürülen bir vegan hareketine yeniden hayat verdi. Bu toplumlar Watson’ın veganizmle alakalı geniş ve politik vizyonuna sahip çıktılar, Watson için veganizm sadece bir beslenme biçimi değildi, hayvanların sömürüsüne dayalı kölelik sisteminin tamamen kaldırılmasına dair etik , politik ve gerçekten de bütün baskı sistemlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir adanmaydı. Francione eski pasifist Jainizm ile Watson’ın vegan bakış açısını birleştirdi, böylece hayvan hakları felsefesi sistematik olarak ilk kez 1983 yılında Tom Regan tarafından geliştirildi, Regan pasifist vegan kölelik karşıtlığını matriksine bu etkileri de karıştırmış oldu.
Francione, veganizmi kendisi icat etmiş gibi davranıyor, ve Roger Yates gibi yalakalar hakiki bir hayvan hakları hareketinin aslında 1996’da Francione’ın eserinin giderek artan etkisiyle başladığını söylüyorlar. Ancak Francione daha çok Watson’ın orijinal öğretilerine geri dönüp gıda seçimleriyle hayvanlarla alakalı ahlaki bağlantıları birbirine bağlayan etik bir vizyondan uzak, bütün baskı ve sömürü çeşitlerine karşı çalışmak uğrunda tutarlı bir politik bağlılıktan mahrum bir tavır ortaya koymuştur. Türcülüğe yönelik kölelik karşıtı yaklaşımlar on dokuzuncu yüzyılda feminist dirikesim karşıtlarıyla başladı, Watson ve yavaş yavaş ortaya çıkan vegan topluluklar güçlenip 1960lardan günümüze dek İngiltere’de süren av sabote hareketleriyle canlılık kazanırken 1976 yılında Ronnie Lee, ALF’i kurduğu zaman tarihi anlamda büyük bir ilerleme kaydetmiş oldu.
Francione refahçılığa dair sert bir eleştiri ortaya koyup hayvan hakları felsefesini yeni bir seviyeye yükseltirken bir yandan da kendisinin politik bir vizyondan mahrum birisi olduğunu, insan nüfusunun %1’inden bile az bir kitle tarafından desteklenen bir hareketin marjinal konumunu ileriye götürebilecek bir kabiliyetten uzak olduğunu da kanıtlamıştır. Francione’ın dini, alakasız ve apolitik indirgemeleri açısından bakıldığında, vegan kölelik karşıtlığı hala kapitalizm ve dominant ideolojiler tarafından sürdürülen elit, beyaz , Avrupa merkezli tüketimci bir hayat tarzı olarak kalmaktadır. Dahası Francione bir çeşit cemaat gibi, Franciombeların oluşmasına sebep oldu, bu kişiler fundamentalist, sert , kavgaya düşkün , hem Tanrı’ya hem şeytana uşaklık eden, efendilerine ve onun düşmanca tavırlarına köle gibi bağlanmış kişilerdir, kendilerini eleştirenlere tepkileri son derece serttir.
Çeviri:CemC

